Kim Kimdir ?

 

Öğretmenimiz „Bayram Çıtak“

Emlek Hüyük Köyü bir değerler manzumesidir. Tarihe iz birakan nice güzel insanımız bugün aramızda değiller. Yaşasaydı; eğtim adına kazancımız düşünemeyeceğimiz kadar fazla olacaktı. Hayattan kopuk değil bizzat hayatın içinde yaşayan lider ruhlu bir eğitmen bir öğretmendi Bayram Çıtak. Halki için iyi egtim istexen aydin, özverili, caliskan ve asla tembellige prim vermeyen bir ögretmendi Citak. Coçuklarını diğer coçuklarla eşit gören, her ortamda üretim, emek, değer, paylaşım ilişkilerini anlatan etrafina ışık saçan bir insandı Çıtak.

Bayram Citak 1940 yilinda Emlek Hüyük Köyünde dogdu. Ilkokulu köyde okuu. O yillar güvenceli meslek olarak yöremizin bildigi iki meslek gurubu vardi. Askerlik ve Ögretmenlik. O Ögretmenligi secti. Erzurum Yavus Selim Ogretmen Okuluna basladi. Idealleri vardoi. Klasik ögretmen anlayisi kafasindaki anlaysisa uymuyordu. Hayatin icinde, egiterek ögretmenlik yapmakistiyordu. Halkin ihtiyacinin bu olduguna inaniyordu. Örgütcü kimligini asla yitirmedi. 1962 yilinda ögretmenlik görevine basladi. Ilk görev yeri Zara´ya bagli Karacahisar köyüydü. Bayramla 1963 yilinda evlenip Zaraýa gelin gittim. Bayram sabirliydi. Ögretmenlikten önce iyi bir ögrenci olmasini bildigi icindirki, ögrencileriyle arasi hep iyiydi. Aradan bunca yil gecmesine ragmen Silvan´dan, Sivas köylerine kadar outtugu pek cok ögrenci hala bizleri arayip soruyor. Aceba diyorum „bundan daha güzel bir duygu olabilir mi“?

Bayram Citak kendini egitime adamis bir insandi. Adli sorusturmadan gecti ve genelinde yapilanögretmen boykotuna katildi. Asli sorusturmadan gecti ve beraat etti. Tabi bir ögretmen beraat etmis olmasi yetmiyordu sürgün edilmesi icin. Hele TÖB-DER üyei olan bir ögretmen icin sürgün edilmesinin sniri yoktu. Önce Sulakyurt´a, oradan Kizicahamam´a ardindan Sivas´in Yeni Yapan köyüne gönderildi. Bayram arkalarda durmasini bilen biri degildi hep ön sayfalardaydi. Düsüncelerini eyleme gecirmesinibilen bir insandi. 1977 1 Mayis kutlamalarina katilmak ve onca haksizliga dur diyebilmek icin Ankara Taksim Meydaninda da ön saffalardaydi. DISK ´in düzenledigi bu kutlamala dagilmak üzereyken karanlik gücler tarafindan aydin, emekci, isci, memur saflarina rastgele acilan ates, aramizdan ayirdi Bayram´i. Sehit edilen 34 can´dan biri olarak her 1 Mayislarda saygi ve özlemle aniyoruz.

Selver Çıtak (eşi)

Bir kırmızı karanfilin öyküsü

1 Mayıs 1977’de ölenler artık sadece bir istatistik mi? Onların birer adı, hayatları ve yaşam hikáyeleri yok mu? 54 yaşındaki Ermeni vatandaşımız Garabet Ahyan’dan 17 yaşındaki Jale Yeşilnil’e, 20 yaşındaki polis memuru Nazmi Arı’dan Rum vatandaşımız 57 yaşındaki Aleksandros Konteas’a kadar ölenlerin tümünün bir öyküsü var kuşkusuz. Tıpkı ilkokul öğretmeni Bayram Çıtak’ın olduğu gibi...

TARİH: 30 Nisan 1977. Yer: Ankara Mustafa Kemal Bulvarı. Bir öğretmenler derneği olan TÖB-DER’in organize ettiği onlarca otobüs saat 22.30’ta İstanbul’a hareket etti.

Otobüsler tıklım tıklım doluydu.

Her otobüsten türküler, marşlar duyuluyordu hep bir ağızdan söylenen.

"Bir Mayıs, Bir Mayıs

İşçinin, emekçinin bayramı..."

1 Mayıs Bayramı’nı kutlamak için yola düşen binlerce öğretmenden biriydi Bayram Çıtak...

Bayram Çıtak, 1940 yılında Sivas-Şarkışla Emlek Köyü’nde doğdu. Ailesi çok fakirdi. Savaş yılları yoksulluklarını daha da artırmıştı.

Üç kardeştiler. Anne babasının tek umudu vardı; çocuklarını okutmak, subay ya da öğretmen yapmaktı. Bayram Çıtak, ilkokulu köyünde okudu.

Öğretmen olmak istiyordu: Hasanoğlan Öğretmen Okulu’na yatılı öğrenci oldu. 22 yaşında öğretmen çıktı. İlk görev yeri Sivas-Zara’ya bağlı Karacahisar Köyü’ydü.

Zaman içinde Anadolu’nun birçok yoksul köyünde öğretmenlik yaptı. Köy çocuklarını okutabilmek için her türlü zorluğu göze aldı. Okuldan arta kalan zamanda tarlada, bahçede köylülere yardım ediyordu.

Son görev yeri Ankara Mamak Derbent İlkokulu oldu. Ataması bir hafta önce yapılmıştı. Eşi Selver ve üç oğlu, 13 yaşındaki Mete, 10 yaşındaki Metin ve 5 yaşındaki Mesut’la, Mamak’ta kiraladığı gecekonduda yeni hayatlarına başlamışlardı.

OĞLU BÖBREK HASTASI

Ankara’dan kalkan otobüsler yolu yarılamıştı. Öğretmenlerin çoğu uykuya dalmıştı. Bayram Çıtak, sigaranın birini bitirip diğerini yakıyordu. Canı sıkkındı.

5 yaşındaki oğlu Mesut’u düşünüyordu. Küçük Mesut hastaydı. Böbrek yetmezliği teşhisi konmuştu. Haftada iki üç kez diyaliz makinesine bağlanacaktı. Bu nedenle tayinini Ankara’ya çıkarmıştı.

Hastalık acısı, oğul üzüntüsü ayrı; tek öğretmen maaşıyla bu ekonomik yükün altından nasıl kalkacağını düşünüyordu. Bu düşüncelerle ağırlaşan göz kapakları yavaşça kapandı. Uykuya daldı.

Çok zaman geçmedi, arkadaşlarının söylediği türkülere uyandı. Otobüsler İstanbul’a varmıştı...

MEYDANDA 100 BİN KİŞİ

Saat 07.30.

1 Mayıs Taksim mitingini organize eden DİSK’in buluşma noktalarından biri de Beşiktaş Barbaros Meydanı’ydı.

Bayram Çıtak’ın da aralarında bulunduğu Ankara’dan gelen öğretmenler burada korteje katıldı. Saat 10.00.

Binlerce insan kol kola girip Taksim’e doğru yürüyüşe başladı. Önde DİSK’e mensup işçiler; arkada sırasıyla Türk Tabipler Birliği, TÖB-DER, Çağdaş Hukukçular gibi sivil toplum örgütleri ve en arkada Dev-Genç vardı.

Saat 14.30. Kortej Taksim’e ulaştı.

Meydanda 100 bini aşkın insan bulunuyordu. Ve hálá meydana, her yandan oluk oluk insan akıyordu. İstanbul, tarihi mitinglerinden birine tanıklık ediyordu.

KIRMIZI KAMYONET

Bayram Çıtak acıkmıştı. Bir simit aldı. Yorulmuştu. Meydandaki Intercontinental (bugünkü adıyla The Marmara) otelinin önüne gitti; yere çömelip simitini yemeye başladı.

Bu sırada DİSK Başkanı Kemal Türkler konuşma yapmak için kürsüye çıktı.

Saat 18.30’tu. Başkan Türkler konuşmasını, meydandaki insanları, eski DİSK Sekreteri İbrahim Güzelce anısına bir dakikalık saygı duruşuna çağırarak bitirdi.

Saat 19.45. Binlerce insan saygı duruşunda bulundu. Ortalıkta hiç ses yoktu. Birden nereden geldiği belli olmayan silahlar ardı ardına patlamaya başladı.

Ateş edenler sanki saygı duruşunu beklemişlerdi. Silah sesini duyan meydandaki binlerce insan panik halinde sağa sola koşmaya başladı.

Öğretmen Bayram Çıtak önce ne yapacağını kestiremedi. Arkadaşlarına bakındı, herkes bir yana koşuşuyordu.

O da otelin hemen yanındaki Kazancı Yokuşu’na doğru koştu. Dar sokağa ilk girenlerden biri oldu. Ama çıkamadı. Kimin getirip koyduğu bilinmeyen bir kırmızı kamyonet bu dar yolu tıkamıştı.

Ölümlerin çoğu, buradaki ezilmeler sonucu oldu. İlkokul öğretmeni Bayram Çıtak burada kaburgaları kırılmış halde bulundu. Ölmüştü...

30 YIL SONRA

DİSK, 1 Mayıs 1977 katliamının 30. yılını Taksim’de anmak istedi. İstanbul Valiliği izin vermedi. DİSK inat etti.

Polis, belli sayıda DİSK görevlisinin Taksim’e çıkıp anıta çiçek koymasına izin verdi. Ancak başka kimseyi Taksim’e sokmamaya kararlıydı.

1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlamak ve 30 yıl önce ölenleri anmak için Ankara’dan gelen otobüsler, bu nedenle İstanbul’a sokulmadı.

Polis, otobüslerin Ankara’ya geri dönmesini istedi. Gelenler ısrarcıydı. Tartışma sürerken, otobüsten inen bir kişi, kimseye gözükmeden oradan uzaklaştı.

Ne yapıp edip Taksim’e ulaşmak istiyordu. Saatlerce yürüdü. Beşiktaş Dolmabahçe’de, polisin üzerine sıktığı biber gazı bile onu durduramadı.

Sonunda başardı; DİSK kortejine katıldı; Taksim’e ulaştı. Ve elindeki kırmızı karanfili Kazancı Yokuşu’nun bir köşesine bıraktı sessizce.

Sanki babasına kavuşmuş gibiydi. O kişi Mete Çıtak’tı... Öğretmen Bayram Çıtak’ın yaşayan iki oğlundan biri...

Bayram Çıtak’ın, İstanbul’a gelirken otobüste sabaha kadar düşündüğü küçük oğlu Mesut, babasının ölümünden bir yıl sonra böbrek yetmezliğinden vefat etmişti...

1 Mayıs 1977’de kaç kişi öldü?

NE hazin!

1 Mayıs 1977’de kaç kişinin öldüğünü bilmiyoruz. Bu nedenle herkes bir sayı uyduruyor. Genellikle rakamlar 34 ile 42 arasında değişiyor!

Devlete göre sayı 34. Soruşturmayı yürüten altı savcı yardımcısından oluşan kurul bu sayıyı vermektedir. Keza iddianamede de aynı sayı verilmektedir. Devlete göre ölenlerin isimleri şöyle:

Hasan Yıldırım, Niyazi Darı, Kadir Balcı, Nazmi Arı, Hikmet Özkürkçü, Garabet Ahyan, Sibel Açıkalın, Ömer Narman, Ali Sidal, Mehmet Ali Genç, Hüseyin Kırkın, Aleksandros Konteas, Kadriye Duman (Kocamış), Kahraman Alsancak, Hatice Altun, Mehmet Ali Elmas, Kenan Çatak, Ercüment Gürkut, Leyla Altıparmak, Mahmut Atilla Özbelen, Rasim Elmas, Bayram Çıtak, Jale Yeşilnil, Nazan Ünaldı, Hamdi Toka, Hacer İpek Saman, Ramazan Sarı, Diran Nigiz, Bayram Eyi, Ziya Baki, Ahmet Gözükara, Meral Cebren (Özkol), Mültezim Oltulu, hüviyeti meçhul 35 yaşlarında bir erkek.

DİSK’in kayıtlarına göre ise ölü sayısı 36. İlginçtir: DİSK’in Taksim’de öldüğünü açıkladığı Ali Yeşilgül, Mustafa Ertan, Yücel Elbistanlı, Tevfik Beysoy, Bayram Sürücü, Özcan Gürkan ve Hülya Emecan adlı isimlere savcılık iddianamesinde yer verilmemişti.

Keza: Savcılık iddianamesinde olan Ali Sidal, Hatica Altun, Ramazan Sarı, Mürtezim Oltulu ve kimliği meçhul kişi de DİSK listesinde yoktu!

Yani: DİSK listesinden 7 kişi iddianamede, iddianamedeki 5 kişi de DİSK listesinde yoktu. Her iki listedeki isimler toplandığında ölü sayısı 41 oluyor. Bitmedi.

Katliamdan 15 gün sonra çıkan Devrimci Yol Dergisi, ölü sayısını 27 olarak verdi. Verilen 26 isim yukarıda var. Ancak her iki listede, yani iddianamede ve DİSK kayıtlarında olmayan bir isim vardı: Mehmet Ali Kol. O halde ölü sayısı 42 kişiydi.

Peki dönemin gazeteleri ölü sayısını kaç kişi vermişti: Hürriyet: 34, Milliyet: 34, Cumhuriyet: 34, Tercüman: 34, Günaydın: 39, Son Havadis: 38, Hergün: 40, Dünya: 39, Milli Gazete: 40, Politika: 35.

30 yıl sonra TV’lerde ve gazetelerde herkes ayrı bir sayı veriyor. Ve ne yazık ki biz hálá kaç kişinin katledildiğini tam olarak bilemiyoruz!...

Kaç kişinin öldüğünü bilmediğimiz gibi, 1 Mayıs 1977 provokasyonunun neden yapıldığını da pek tartışmıyoruz...

Kaynak: Hürriyet Gazetesi 13 Mayıs 2007 -  Soner YALÇIN  sonery@hurriyet.com.tr

01 Mayıs 1977 - 01 Mayıs 2007 - Saygıyla anıyoruz

Babam öldüğünde ben 13 yaşındaydım şu an 43 yaşındayım o zaman aile 20-25 kişiydi şimdi ise 120-130 kişiyiz babamızın adını yaşatacağız onları ölümsüzleştirmek bizlerin yeni nesillerin görevi diye düşünüyorum. 1 Mayıs 1977 ve Otuz yıl Sonra 1 Mayıs 2007 yine İstanbul daydık Oğulları olarak ama gördük ki yine değişen bir şey yok seyahat hakkımız engelledi İstanbul a sokulmadık yılmadık girdik.

Taksime sokulmadık bombalar, coplar yıldırmadı yine girdik Babamın ölümünün 30. yılını andık saygı duruşunda bulunduk. İstanbul un Taksimin 1 Mayıs Kutlama alanına tekrar dönüştürülmesini ve 1 Mayısın Tatil edilmesini isteyerek Bütün Bu mücadelede ölenlerin ölümsüzleştirildiğini unutulmadıklarını belirterek saygıyla önlerinde eğiliyorum.

Onlar bizim onurumuzdur. Bir ölür bin diriliriz. Her yıl olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da yine Taksimdeyiz Meydanlardayız.

Mete Çıtak (Bayram Çıtak`ın oğlu)

Eski Anılar

Mete

Babanla ilgili bir arşiv oluşturmana yardımcı olur diye sitene aşağıdaki yazıyı ekliyorum.

Ayrancı ortaokulundaki türkçe öğretmeninin eşi Eylem ve Özlem'in babası Mustafa Ekmekçi bu yazıyı Cumhuriyet gazetesinde yazmıştı. Babanla ona ve haftada bir çıkan Yedi Gün dergisine birlikte giderdik. Bende senin dokuz on yaşlarında kısa tişortlu fotoğrafın var. Onu sana ulaştırmamı istermisin?

Kardeşlerine sahip çık sağ ise ananı üzme ona yardımcı olmaya çalış. Babanla öğün onunanılarını yaşatmaya çalış. O eli öpülesi biriydi. Beni anımsadığını sanmıyorum. Fen bilgisi ve matemetik derslerine girdiğimi sanmıyorum


2 mayıs sabahı Esenboğa'daannesi Nazlı Ecevit'i uğurlamaya gelen Bülent Bey'le Behice Boran karşılaşırlar. El sıkıştılar. Ecevit "Başarılar dilerim hanımefendi" dedi. Ayrıldılar. Bülent Bey'in yüzü 1 mayıs olaylarından olacak çok bozuktu.

Ölenlerinden Bayram Çıtak'ı tanıdım. Bir bayramda minicik oğluyla birlikte bize gelmişlerdi. Yiğit bir solcuydu. Ama hiç bir zaman İstanbul'daki 1 mayıs bayramına ölümü göze alarak gittiğini düşünmedim.

Kimse bir bayrama ölümü göze alarak gitmez! Minik oğlu yoksulluğun perişanlığın simgesiydi sanki.Adı Mete'ydi. Mete de iki küçük kardeşide yetim kaldılar. Öksüz kaldılar işte! Anneleri devlet kapısında çalışmıyordu. Bir Bayram'ın eline bakıyorlardı.

Gazetelerde çıkan ölü fotoğraflarında göğsünden kurşun yemiş kıvırcık biri var.O Bayram Çıtak işte! İstanbul'da Taksim alanında İntercontinental Oteline doğru kaçarken vurulmuş.Arkadaşları öyle dediler.İstanbul'u belkiilk kez görüyordu. Nerden görecek Sulakyurt'tan Kızılcahamam'a sürgün ilkokul öğretmeni Bayram Çıtak?

Cumhuriyet okuruydu.Kapıcı Ziya'nın abisiyle birlikte gelmişlerdi bayramda. sormak geçiyor içimden:

1 mayıs bayramına güle oynaya giden öğretmen Bayram'ın kim bakacak eşine, çocuklarına? Genç yaşında ölen Bayram'ların kanını kim ödeyecek? Bilinçli bir aydın kolay mı yetişir? Ne olacak şimdi? Ne olur, verin yanıtını kafanızda?

Biliyorum,ölenlerin tümüyle bir akrabadan yakındım.Okurlarla aramızda öylesine bir bağ,bir yakınlık vardır.Hepimizin kardeşleri,yakınlarıydı onlar...


Taksim'e gelenlerden kimileri de Taksim alanında toplaşanları bayram havasında görünce çok şaşırmışlar!
-Bir baktım ki davullar zurnalar... Sanki oraya pikniğe gelmişler!!


Eee, ya niye geleceklerdi? Allı morlu giysileriyle ,kucaklarında çocuklarıyla elbette 1 mayısı kutlayacaklardı. Bayram Çıtak'lar da savaşa filan değil,Bayrama gitmişlerdi bayrama! İstabul'a gidip dönebilenlerden biri de şöyle dedi:


-Böyle bir olayı, düşümde ya şasam inanmazdım.Anlatılacak gibi değil! Yerlerde sokak sokak süründük! Jandarma , polis bizi gümüşsuyu'na doğru sürdü,orayadan kaçarak canımızı kurtardık!

Kaynak: OKTAY ZAĞLI  - ez_blk@hotmail.com